Personel hak edişini kavgasız hesaplamak
Prim tartışmaları çoğunlukla oranın düşüklüğünden değil, hesabın nasıl çıktığının görünmemesinden doğar. Hesabın şeffaf olması oranı değiştirmeden huzur getirir.
Kişisel bakım işletmelerinde ay başı, hak ediş konuşmalarının ayıdır. Bu konuşmaların gergin geçmesinin nedeni genellikle oranın düşük olması değildir; hesabın nasıl çıktığının görünmemesidir. Kendisine söylenen rakamın hangi işlerden oluştuğunu göremeyen kişi, rakamın doğru olduğuna ancak inanmak zorundadır. İnanmak zorunda olmak, uzun vadede güveni bitirir.
Belirsizliğin üç kaynağı
Hak ediş hesabında belirsizlik üç yerden gelir. Birincisi, işi kimin yaptığının kayıtlı olmaması. Randevu bir kişiye açılıp uygulamayı başka biri yaptığında, kayıt randevuyu açanı gösterir. İkincisi, paketten kullanılan seansların sayılıp sayılmayacağının belirsiz olması: parası üç ay önce girmiş bir paketin bu ay kullanılan seansı hak edişe girecek mi? Üçüncüsü, ürün satışının hizmetten ayrı değerlendirilmemesi.
Bu üç belirsizlik, aynı ayın hak edişini iki kişinin farklı hesaplamasına yol açar. İki farklı sonuç çıktığında konuşma rakam üzerinden değil niyet üzerinden yürümeye başlar.
İşi yapan kişinin kayıtta durması
Çözümün ilk adımı en basit olanıdır: her hizmet satırında uygulayan kişinin yazılı olması. Randevuyu kimin açtığı ile hizmeti kimin verdiği farklı kişiler olabilir ve kayıt ikincisini göstermelidir. HMS Spa’da hizmet satırı personele bağlanır; ay sonunda kişi bazında hizmet listesi çıkarıldığında, hangi işin kime yazıldığı tarihleriyle okunur.
Bu tek başına tartışmaların büyük kısmını bitirir. Çünkü itirazların çoğu “şu işi ben yaptım” itirazıdır ve yanıtı bir hesap değil, bir kayıttır.
Paket seansı hangi ayın hak edişidir?
İkinci soru ilkeyle çözülür, durumla değil. İki tutarlı seçenek vardır. Ya hak ediş tahsilat anında doğar, paket satıldığı ay satan kişiye yazılır ve sonraki aylarda kullanılan seanslar hak ediş üretmez. Ya da hak ediş hizmetin verildiği anda doğar, paket satışı ayrı bir satış primi olarak ele alınır ve her kullanılan seans o ayın uygulayıcısına yazılır.
İkincisi sahada daha adil işler, çünkü emeği harcayan kişiyi ödüllendirir. Ama hangisi seçilirse seçilsin, kural yazılı olmalı ve ay içinde değişmemelidir. Hak ediş kurallarının aydan aya, duruma göre yorumlanması, en iyi niyetli işletmede bile güveni aşındırır.
- Hizmet satırında uygulayan kişi yazılı olsun
- Paket seansının hangi ayın hak edişi olduğu tek bir kuralla belirlensin
- Ürün satışı ile hizmet ayrı oranla değerlendirilsin
- Ay sonunda kişi kendi listesini görebilsin
Ürün satışını hizmetten ayırmak
Ürün satışı ile hizmet aynı orana bağlandığında iki yanlıştan biri olur: ya ürün satışı gereğinden çok ödüllendirilir ve kabin işi değersizleşir, ya da ürün satışı hiç ödüllendirilmediği için kimse ürün önermez. İkisi de işletmenin aleyhinedir. Ürün ve hizmetin ayrı ayrı raporlanabildiği bir düzende iki oran ayrı tutulabilir ve her iki iş de görünür olur.
Şeffaflık oranı değiştirmeden huzur getirir
Uygulamada gördüğümüz en belirgin şey şu: hak ediş oranını hiç değiştirmeden, yalnızca hesabın nasıl çıktığını görünür kılmak, ay başı konuşmalarının tonunu değiştiriyor. Kişi kendi yaptığı işlerin listesini, tarihleriyle ve tutarlarıyla görebildiğinde itiraz etse bile itirazı tek bir satır üzerinde olur. Bir satırın konuşulması on dakika sürer; bir toplam rakamın konuşulması bütün ayı zehirler.
Bunun için gereken şey karmaşık bir prim sistemi değil, üç alışkanlıktır: işi yapanı kaydetmek, kuralı yazmak ve ay sonunda kişiye kendi listesini göstermek. Üçü de bir günde kurulur ve her ay kendini öder.
Görülebilen bir hesap, yükseltilmiş bir oranın yapamadığını yapar.